Vuslata ermemiz mahşere mi kalacak?


Nihayet bir 7 Temmuz tarihi daha gelip çattı…
Saymaya başladığımız bu 7 Temmuz tarihi tam 15’inci oldu…
Evet, ilk 7 Temmuz tarihini bundan tam 15 yıl önce 2005 yılında tarihe not düşerek saymaya başladık ve bugüne kadar gelebildik…
Şimdi yazımı okuyanlardan bazıları bu 7 Temmuz tarihini neden sayıyorsunuz, ne önemi var gibi düşünebilir…
Sayıyoruz çünkü 5378 Sayılı Engelliler Kanunu’nun çıkmasıyla engelli sorunlarıyla ilgili ülkede milâdi tarih ilan edilmişti…
Önemi ise kanuna konulan 7 yıllık süre sonunda ülkede yaşayan yüzde 12.29 oranındaki milyonlarca engelli insanın erişilebilirlik ile ulaşılabilirlik anlamında yaşadığı sorunlar bitirilecek ve engelsiz bir Türkiye’ye kavuşacaktık…
Kavuşacaktık diyorum ya nedense bir türlü bu kavuşma gerçekleşmedi…
Bizlerde o günden itibaren bu kavuşmanın özlemiyle yanarak günleri, ayları, yılları birbiri ardınca saymaya devam ettik…
Anlaşılan o ki bu gidişle bir bu kadar daha zaman geçse bizlerin özlemi nihayete erecek gibi değil…
Yıllardır verilen mücadelelere rağmen bu gidişle erişilebilir ve ulaşılabilir bir Türkiye ile vuslata ermemiz mahşere kalacak gibi…
Çünkü bu ülke nüfusunun yüzde 12.29’unu oluşturan bizlerin varlığını görmelerine rağmen görmezden gelen, sesimizi duymalarına rağmen duymazdan gelen, yaşanılan sorunları kendi adları gibi bilmelerine rağmen bilmezden gelen ve adına siyaset ve bürokrasi dediğimiz aşılmaz bir dağ, bir duvar karşımızda olduğu sürece nasıl kavuşabiliriz ki?
Olsa olsa ancak rüyalarımızda vuslata erer ve o gidemediğimiz, erişemediğimiz, ulaşamadığımız kamu ya da özel binalara, eğitim ile sağlık kurumlarına, yollara, kaldırımlara, yaya geçitlerine, kapalı ya da açık sosyal, kültürel ve spor alanlarına, her türlü ibadethanelere, sinema, tiyatro, opera, müze ile gazino, düğün salonu gibi eğlence mekânlarına gireriz artık.
Hatta her fırsatta dile getirdiğimiz şu lokanta, pastane, kafeler var ya işte oralara da ailemizle, eşimizle, dostlarımızla gider dileğimiz gibi yer ve altımıza etme korkusu yaşamadan doya doya suyumuzu da, çayımızı da bardak bardak içer ihtiyaçlarımızı karşılarız…
Rüyalardan gerçek hayata dönecek olursak, yıllardır erişilebilirlik ve ulaşılabilirlik anlamında yasal görevlerini yerine getirmeyen ve engelli sorunlarıyla ilgili vurdumduymaz tutum ve davranış sergileyen seçilmiş yerel yöneticilerle atanmış kamu idarecileri nedeniyle onlarca yıl geçse de bir arpa boyu yol alınacağını ve ilerleme olacağını sanmıyorum.
Bir ilerleme olmadığını Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’da görmüş olacak ki onları bir nebze de olsa harekete geçirtebilmek amacıyla 9 Ocak’ta engellilerin kamu kurumlarına yerleştirilmesiyle ilgili atama töreninde yaptığı konuşmada 2020 yılını “Erişilebilirlik Yılı” olarak ilan etti…
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın "Erişilebilirlik Yılı" ilanından sonra Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanı  Zehra Zümrüt Selçuk imzasıyla farkındalık oluşturulması, ülke genelinde engelli ve yaşlı vatandaşların yaşamın her alanına rahatça erişebilmesinin sağlanması amacıyla bir genelge yayımlandı.
Benim merak ettiğim nokta, 2005 yılında çıkarılan Engelliler Kanununa rağmen, 2010 yılında Anayasaya konulan pozitif ayrımcılık maddesine rağmen bu güne kadar kılını kıpırdatmayan ve bir arpa boyu yol almayan bu vurdumduymaz yetkililer şimdi bu genelgeyi mi dikkate alacaklar?
7 Temmuz günü 5378 sayılı Engelliler Kanunu çıkalı 15 yıl oldu. Bu kadar yıl geçmesine rağmen 15 tane soruna çözüm getirilmedi. Bırakın 15 soruna çözüm getirilmesini bir tane dahi soruna çözüm getirilmedi ki bu genelgeyi dikkate alacaklarına ve aksatmadan bu yıl içerisinde birçok kamuya ve özele ait yerlerin erişilebilir olmasını sağlayacaklarına inanalım.
Sözün özü olarak, bu yıl ilan edilen “Erişilebilirlik Yılı” kapsamında bir şeyin yapılmayacağına inanıyor ve bunu da açıkça belirtiyorum. Bu yıl hiçbir şey yapılmamasının gerekçesi olarak hâlihazırda gündemde olan Korona virüs gösterilecektir.
Korona virüs olmasa da bir şey yapacakları yok aslanda. 2021 yılını, 2022 yılını hatta sonraki yılları da “Erişilebilirlik Yılı” olarak ilan edecek olsalar bu ülkedeki seçilmiş yerel yöneticiler ile atanmış idarecilerin zihniyetlerindeki engeller ortadan kalkmadığı sürece en ufak bir değişiklik olmayacaktır.
 

YAZIYI PAYLAŞ!

İlk Yorum Yazan Sen Ol!