Kızıl Elma


Kızıl Elma imgesinin ilk kez Orta Asya Türkleri arasında doğmuş, Ergenekon’dan dışarıya çıkma ve kaybedilmiş eski yurdu geri alma idealini taşımıştır. Türkistan'dan Hazar Denizi'nin doğusuna gelen Oğuzların ise, Hazar kağanının ipek çadırının üzerinde hâkimiyetin ifadesi olarak bulunan altın topu yani Kızıl Elma'yı ele geçirmeyi ülkü edinmişlerdir. Kızıl Elma bir ülküdür ve bu ülkü her zaman değişmiştir.

Osmanlı’nın Avrupa’da fethetmek istediği şehirler Kızıl Elma’dır. Türk tarihinde Kızıl Elma En çok Osmanlı tarafından kullanılmış edebiyata girmiş, toplumu birlik ve beraberlik içinde fetihlere yöneltmiştir. Fatih devrinde Ayasofya olan Kızıl Elma, 1521'de Belgrad'ın alınması, 1526 yılındaki Mohaç Savaşı ve 1529'daki I. Viyana Kuşatması'nda  Kanuni Sultan Süleyman’a ve askerlerine güç vermiştir. Sürekli değişen, ulaşıldıkça uzaklaşan bu gaye kimi zaman Türk ve Müslümanların birliği olmuş, kimi zaman dünya hâkimiyeti olmuş, kimi zaman Turan ülkesine giden yolda Viyana olmuştur. Osmanlı Devleti’nde İstanbul, Roma ve Viyana’nın fethi olmuştur.

 

Yığınları millet haline getiren değerlerden dil ne kadar önemli ise amaç birliği de o kadar önemlidir. Bir milletin dimağlarına geleceğe dair bir hedef koymazsanız o milleti bir arda tutamazsınız ve birlik ve beraberliğini sağlayamazsınız. Gündelik ihtiyaçlarını gideren, ferdi olarak düşünüp, hedeflerini ferdi olarak belirleyen, toplumsal kabul görmüş bir hedef taşımayan insanların kurduğu devletler kısa ömürlü ve edilgen olmaktan öteye gidemez. Onun için yığınların önüne hedef koyarak milletleştirmeliyiz. Tek başına değil de millet olarak ulaşılabilecek hedefleri eğitim sistemine, medyasına basılı yayınlarına, hikayelerine, türkülerine, siyasi vaatlerine yerleştirip sürekli diri tutmalıyız ki millet olalım. Millet olarak kurduğumuz devletin bayrağı altında huzur, barış ve güven içinde yaşayalım. Aksi takdirde başka milletlerin vicdanının müsaade ettiği kadar özgür, güvende ve mutlu yaşarsın.

İşte Kızıl Elma bunun için vardır. Tanzimat’tan beri yok edilmeye çalışılan ve nihayetinde yok edilen Kızıl Elma’nın yerine, milletimizin dimağlarına teslimiyetçiliği, ferdiyetçiliği işleyenler devletçi ve milli duygulara sahip bilinci de silmeyi başarmışlardır. Ancak bu millet Ergenekon’dan çıktığı gibi Çin esaretine baş kaldırdığı gibi her zaman ayağa kalkmasını bilmiştir. Milli değerleri işleyen siyasetçilerimiz sayesinde bu millet özüne dönmüş millet olduğunu hatırlamış ve yeniden dünya siyasetine yön vermek için ayağa kalkmıştır.

Bizim devlet geleneğimizde her zaman bir Kızıl Elma vardır. Dün vardı, bu gün var, yarın da var olacaktır. Türkiye Cumhuriyeti olarak Kızıl Elmamız Dünya Hâkimiyetidir. Dünyaya adaleti, barışı ve hoşgörüyü getirmek için, zulmü yok edip mazlumu korumak için dünya siyasetine yön vermektir Kızıl Elma. Ay yıldızı dünyanın her bölgesinde dalgalandırmaktır, bir bölgeye değil üç kıtaya sığmamaktır Kızıl elma. Sancaktaki üç hilalli yediye çıkarmaktır Kızıl Elma.

Ve bu yol Turan ülkesinden geçmektedir.

Veysel FIRAT

YAZIYI PAYLAŞ!

İlk Yorum Yazan Sen Ol!

YAZARIN SON 5 YAZISI
24Tem

Diriliş Ayasofya

23Haz

Mekânın Cenettir Vahap Küçük

26Şub
19Eyl
28May

İslam’da Kadının Yeri