Bir Deli Yürek!


Bir Deli Yürek!
Hayretmek...
Hayra vesile olmak..
Sevindirmek...
Bunlar, Rabbimin sevgili kullarına mahsus özellikler...
Her insana nasip de olmaz...
Böyle bir "Deli Yürek" çocukluğumdan beri tanıdık idi... 
Sonra araya dağlar, Alamanyalar girdi... Gurbet girdi gurbet...
Kaybettik birbirimizi... 
Sonra bir gün "Ben Hacı Vahap" dedi, çıktı geldi...
O gün bugündür çocukluktan kalmak hasretimizi fırsat buldukça değerlendiriyoruz.
Öyle ya ikimiz de Polat Ovası'nın iki delisi değil miyiz? 
Frekanslar yoksa nasıl uyuşur!
Bir mektup aldım geçenlerde...
Serzeniş de var amaü hayatı yaşayamayanlar için ibretlik...
Ders alan olur mu diye düşündüm ki, aynen sütunlarıma alıyorum. Buyurun birlikte okuyalım:
* * * * 
"Zamanımızın;  
Bana kim verdiki.. Allah versin... 

Kalplerin; körelme hastalığı (Kalp; Kör, sağır ve Aç.)
Eskiden kimde vardi ki kime versin! 
Çcukluğumuzda bayramdan bayrama lastik ve naylon ayakkabıyı bulunca evinçden yatamazdik. 
Analarımız, şeker torbasından gömlek dikerdi elinde...
Okul imtihanları için Malatya'ya gitmek için anamız borç para arardı. Hele fotoğraf için ceket kravat ve gömlek sadece fotoğrafçılarda vardı.
Yemek için çökelek ekmek azzık yapardı...
Hangimizin geçmişi zengindi...
Kimsede olmayanı kim, kime ne verecekti?
Şimdi var niye vermiyorsun?
Allah versin diyorsun!
Oysa Allah, ayetleriyle seni vasıta kılıyor; olmayana ver diye...
Ama sen, Allah'ın sana gönderdiğini geri Allah'a gönderiyorsun! 
Ben ilk Almanya'ya geldiğimde 4 yıl bir ilaç fabrikasının 36 tuvaletini temizledim. Yerlerini sildim, çöplerini döktüm...
Ve ordan biriktirdiğim parayla pazarcılığa başladım. 
Hafta içi tuvalet temizliği, geceleri 2 saat bayilere gazete dağıtımı, hafta sonu pazarcılık... 
Bir haftada 3 ayrı işte çalıştım!
Ve bugün işlerimi genişletip imkanlar genişleyince...
Eski yoksul günlerimi hatırlayıp ihtiyacımın fazlasını ihtiyaç sahiplerine vermeye başladım. 
Çok ilginç ki, kınandım! 
'Sen aptal mısın, sen enayi misin ve daha ağır sözler işitdim..
Ben verdikce birilerinin canı yandı! Sanki kendi malıymış gibi...
İstanbul'da ve Almanya'da fabrika ve beş yıldızlı otelleri olan bir kaç zengin samimi görüştüğüm arkadaşım var. Bırakın malının zekatını vermek, dinlediğin zaman kırk gözden ağlıyorlar. 
O anda sadaka veresin geliyor.
Allah tokların aç olan gözlerini ve gönüllerini doyursun ki, sıra fakir fukaraya gelsin....
Malasef durum bu! 
Saygı ve Sevgilerimle... Hacı VAHAP."

* * * *
Ne diyelim, doğru söze... Doğruluğu unutan eğriler utansın!

rdurmus44@hotmail.com

YAZIYI PAYLAŞ!

İlk Yorum Yazan Sen Ol!

YAZARIN SON 5 YAZISI
24Eyl

Malatya izlenimleri...

30Ağs

Dokuzun sırrı...

12Ağs

Eyyyy Bingöl....

01Ağs

Teslimiyet bu değil!

05Tem

Fitne! Fücur...