Gayet Tabii! - Mir Murat Demir

Gayet Tabii!


Yazıyorsam yaşıyorum, hayattayım, gayet tabii. Dingin yaşamak, huzuru yakalamak, mutlu olmak, hayatta istediğimizin başlıcası, ana teması, olmasını istediğimiz yaşamın kendisi. Ne istiyoruzla başlayıp peşinden ne yapmamız gerek sorusu. Soruları kendimiz cevaplayıp kendi hayatımıza kendimiz adapte edeceğiz, monte edip, perçinleyeceğiz. Huzur içinde, mutlu bir hayatı kim kime verebilir ki. Mutluluk ve huzur alınıp satılanlardan değil, kendi inşanı kendin yapacaksın, beklentilerden uzak durup uzak kalacaksın. İnsanın yaratılış itibarıyla beynini boşaltması zor, bilimsel olarak da meşakkatli bir eylem, mümkün olan ise beynimizi, ruhumuzu, huzur veren güzelliklerle, eylem ve uğraşlarla doldurmak, su sesi, kuş sesi, deniz hareketlerinden oluşan sesler, yağmurun çıkardığı sesler, tatlı bir meltem esintisinin uğultusu.
O ne yapmış, şu ne yapmış, ne yaparlarsa yapsınlar, takılmak, etkilenmek, gıybet de neyin nesi. Bir şarkı, türkünün müziği, tınısı, sözleridir belki huzura taşıyan ruhunu. Bir çiçek ya da bitlinin toprağını havalandırmak, karıştırmak, ayıklamaktır belki de mutluluğa giden milyonlarca adımdan biri. Mutluluk yapılacaklar ya da yapılmayacaklar diye listelerden oluşmaz, elde edilmez. Yaşadıkça, puanlama yapacak ve öncelikleri belirleyecek bizatihi kendimiziz. Arınma, uzak kalma, mümkünse yok etme, en güzeli, en muazzamı, ego, kibir, hırs, kavga, şiddet, kem sözler, imalı sözler, davranışlar, yalan dolan, anı, günü kurtarma derken dipsiz bir yanlışlar girdabına sarılma hali. Ne varsa ruhumuzda, ne varsa kişiliğimizde, davranışlarımız da, arıtıp sıyrılmak gerek hepsinden.
Gayet tabii, beşeri hayatın bizden bekledikleri var, sırtımızı dönemeyiz, yok sayamayız. Bir ekmek bir lokma katık için üretmek, adil, dengeli, akıl içeren beşeri yaşamda yerimizi alıp çaba göstermek, gayret etmek gerek. Hayat kargaşası içindeyken dahi, pres sesleri ya da fotokopi makinesinin çıkardığı sesler, teknolojik aletlerin, bip bipleri değil, tıktıkları değil, kuş seslerinde olmalı kulağımız. Kalbimizi de beynimizi de kapalı tutarsak bedliklere, çirkinliklere, aklımızdan onaylı uzak durursak lanetliklere, huzur yolunda, mutlu olmaya başladık bile, gayet tabii, ne sandın, zor değil, imkânsız değil. Hep seslerden uzadık geldik, gözler, gördüklerimiz ve mavi, ne gökyüzünün mavisi ne de denizin mavisinden uzak tutulmamalı, mahrum edilmemeli. Toprak ve dokunuş, ne yaparsak yapalım, hayatımızın idamesi nasıl mümkün kılınmış olursa olsun, toprakla temas, toprakla kucaklaşmak, toprağı avuçlamak, evet evet bir avuç toprağı avuçlayıp kaldırıp konuşmak, huzuru ve mutluluğu içselleştirmek gibi, nasıl da faydalı, gayet tabii.
Su, su çok önemli, yağmurda kaçmak değil, yağmur yağarken suyu avuçlamak, avuçlayıp tutamamak, bıkmamak usanmamak, tekrar tekrar denemek, yağmuru elimize alıp, ruhumuzla bağ kurmasını sağlamak. Yağmur tüm şiddetiyle yağa dursun, çömelmek ve toprakta oluşturduğu çamura meydan okumak, çamur güzeldir, insan çamurlaşmasın diye düşünüp, kendi düşüncemizi beynimizin bir lobundan diğerine aktarmak ve tebessüm etmek, gayet tabii. 
Mir Murat Demir

YAZIYI PAYLAŞ!

YAZARIN SON 5 YAZISI
24Oca

Tahkir!

17Oca

Herkes Kendi Derdine Yanar!

10Oca

Deneyim..!

03Oca

Aslolan Çabadır!

27Ara

Nasıl Anlayacaksak!