5 bin yıllık küp mezar

1970 yılından bu yana hizmet veren Malatya Müzesi'nde 20 bine yakın eser sergileniyor.

PAYLAŞ
Malatya Cadde Haber - Malatya Cadde

2021 yılında, UNESCO Dünya Kültür Mirası kalıcı listesine alınan Arslantepe Höyüğü'nde 1961’den bu yana süren kazı çalışmalarında Malatya tarihini gözler önüne seren bir birinden değerli eserler gün yüzüne çıkarıldı.

Tarihi kalıntılar içerisinde görenleri hayrete düşüren ve M.Ö. 3 bin yıllarında bölgedeki insanların cenaze ve defin işlemlerini nasıl yürüttüğü noktasında kesin delil olan Küp Mezar, 18 Mayıs 2022’den bu yana ziyaretçilerini ağırlıyor.

Malatya Müzesi Arkeologlarından Şerif Narçiçek, insanlık tarihi boyunca birçok ölü gömme yöntemlerinin olduğunu belirterek, ”Anadolu’da çeşitli ölü gömme gelenekleri bulunuyor. Bu yöntemlerden bir tanesi de küp mezarlardır.  M.Ö. 3 binli yıllara kadar da gidebiliyor. Tunç Çağı dediğimiz dönemde yoğun bir şekilde rastlanılıyor. Bunun değişik versiyonları var. Bası küp mezarlarda yakma usulü ile gömüldüğünü görüyoruz. Ama biz Malatya’da bunu genellikle Hocker  tarzı dediğimiz ölü gömme şekli ile rastladık.” Dedi.

Müzede sergilenen küp mezarın bir çocuğa ait olduğunu ve çocuklarda yaşın net kesitilemediğini belirten Narçiçek, ”Bunlar genellikle bir yaşa, iki yaş veya altı yaş olabiliyor. Küçük çocukların yaşını tam kestiremiyoruz. Ailesi çok sevdiği çocuğunu vefat ettikten sonra da kendisine uzak bir yere gömmekten ise evinin bir köşesine gömü yapmış. Erken tunç ve Orta Tunç döneminde bu tarz ölü gömme geleneği devam ediyor ama son Tunç döneminde tamamen yok olmaya gidiyor. Kısmen geç kalkolitik dönemde rastlayabiliyoruz. Biz Arslantepe’de geçtiğimiz sene kazı sezonunda da geç kalkolitik dönemde M.Ö. 3400- 3600 yıllarına ait yine ölü gömme şekline rastladık. Yaşına göre bu tarz küplerin boyutu değişebiliyor. “ diye konuştu.

Küp mezarın Arslantepe'deki kazılarda 1980 yılında çıkarıldığını hatırlatan Narçiçek,” Sergilediğimiz küp mezarımız yeni çıkarılmadı. Bu 1980 yılındaki kazı döneminde bulunmuştu. O günden bu yana küp mezar depomuzda yer alıyordu. Tunç dönemi günümüzden 4500-5000 yıl öncesine dayanan bir mezar. Anadolu'da, Ubeyd kültürü etkili bir mezar şekli. Çünkü Ubeyd kültürü Mezopotamya'dan gelme. Anadolu'da birçok yerde ölü gömme geleneklerinde kullanılmış, burada da Arslantepe ve Değirmentepe'de bu ölü gömme geleneğine rastlıyoruz. Küp mezarlar daha çok binaların yani o dönemki konutların daha çok yaşam alanlarının hemen altına gömülüyordu. Yani ölüden fazla uzaklaşmak istememeleri, yakınından daha fazla uzağa gidilmemesi burada bir ritüel olarak kabul görülebilir." İfadelerine yer verdi.

Küp Mezar’ın döneminin dinin inanışına ışık tuttuğunu kaydeden Narçiçek, ”Küp mezarlarda gömülen kişi farklı pozisyonlarda gömülüyor. Bunlardan birisi yarı Hocker dediğimiz yani tam düzleştirilmemiş, tam Hocker dediğimiz dizlerin karna çekilmiş şekilde ana rahmindeki pozisyon gibi gömüş şekli var. Burada gördüğümüz gömüş tarzı tam Hocker şeklindedir. Bu da şunu anlatmaya çalışıyor. Anne karnında hangi pozisyonda ise gömüş şeklinde de aynı pozisyona verilmiştir. Bu da ahiret inancının yani ölümden sonra yaşamın olacağı inancının o dönemki toplumlarda olduğunu bizlere gösteriyor. Yani ölen kişinin değerli eşyaları ile birlikte gömülmesi ve yeniden dirildiğinde yanında olmasını istemesi dönemin dini inanışına ışık tutabiliyor.” sözlerini kullandı.

HABERİ PAYLAŞ:
BUNLARA DA BAKIN